Ali Babacan’dan uyarı: Hukuk Devleti olmazsak, ekonomimizin düzelmeyeceğini görmüyorlar

Yardımcıları İdris Şahin ve İbrahim Çanakçı ile birlikte medya temsilcileriyle buluşan Ali Babacan; gündeme ilişkin konularda açıklamalarda bulundu.

Babacan, 17 bakanlığı, 15 milletvekiliyle yakından izlediklerini, hükümetin ilk 100 gününü değerlendirdiklerini belirten Babacan, şunları söyledi:

“İktidar, 5 yıldır Anayasa değişikliğini konuşuyor ama masaya bir şey getirmiyor. Biz Anayasa çalışmaları başlarsa kendi hazırlığımızı ortaya koyacağız. Millet İttifakı olarak hazırladığımız 84 maddelik Anayasa değişikliğine yeni ilavelerimiz olacak. Biz her konuda hazırlıklıyız.”

TEK BAŞINA

Yerel seçimlere 6 ay kaldığını hatırlatan Babacan, “Yerel seçimler önemli olacak. Bir yandan kongrelerimizi yaparken, bir yardan da adaylarımızı belirleyeceğiz. Yani kongre ve aday sürecini birlikte yürüteceğiz. Türkiye genelinde seçime kendi ismimizle ve adaylarımızla gireceğiz. Tüm teşkilatımız aday adayı çalışmalarına başladı. Oluşturduğumuz komisyonlar gidip yerinde çalışma yapacak ve en doğru adaylarla seçime katılacağız. Yerel seçim çalışmalarının ülkemizin genel gidişatı ile ilgili çalışmalarımızı da zayıflatmaması, onların gözden kaçırılmaması gerekiyor”

“DIŞİŞLERİNİ OLUMLU BULUYORUZ”

Ülkemizin ciddi sorunları bulunduğunu anlatan Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Seçimden sonra kurulan yeni kabinede yer alan bazı bakanlarla ilgili iyimserlik havası oluştu. Bazı konularda hükümet mesajlar aldı, hatalardan dönecek mi diye bakıyoruz. İlk 100 gün değerlendirmemizi yaptık. Dış politika ve dış güvenlikle ilgili konular, seçimlerden önceki döneme göre biraz daha rahat. Deneyimli isimler var. Umuyorum ki sorun yaşanan ülkelerle sorunların giderilir. Yeni diyalog oluşturma gayretlerini olumlu buluyoruz.”

“HUKUK DEVLETİ OLANA KADAR”

Avrupa Birliği sürecini, kendi vatandaşlarımızın hayat standardını yükselmesi için önemli bulduklarını anlatan Babacan, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“AB ile diyaloğu son derece kıymetli buluyoruz. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları uygulanmıyor. Yargının iyileştirilmesi için bir şey yapılmıyor. Devalar yönlendirmeyle yapılıyor. Kendi istekleri doğrultusunda dava sonuçlanıncaya kadar peyini bırakmıyorlar.”

“BİR GÜN BİTECEK”

Türkiye’nin gerçek anlamda hukuk devleti olmaması halinde ekonomik sorunlarının da çözülemeyeceğine değinin Babacan, “Bunu görmüyorlar. Bakanlığım dönemimle ilgili olarak yerime gelen arkadaşımız, ‘Öyle bir miras bırakmışsınız ki ye ye bitmiyor. Ama bir gün bitecek. Hazırdan ye ye o zaman tükeniyor’ demişti. Ama bir gün ‘ demişti. Bugünkü ekonomi yönetimi sorunları çözmeye gayret ediyor. Merkez Bankası sadece faiz artırmakla sorunu çözmeye çalışıyor. Bu, tek başına sorunu çözmez. Merkez Bankası’nın arka kapısından döviz satışı devam ediyor. Şeffaflık yok. Merkez Bankası’nın bağımsız olmasını sağlamak iki maddelik bir kanunla mümkün. Ancak bunlar yapılmıyor” dedi.

TÜİK’e de güven duymadıklarını ifade eden Babacan, “Merkez Bankası kadar TÜİK’i de bağımsız yapmıştık. Ama bugün TÜİK de bağımsız değil. O yüzden TÜİK’e güvenimiz yok” dedi.

“İYİLEŞME SİNYALİ YOK”

Babacan, “Hukuk, adalet sistemimizde iyileşme sinyali yok. Eğitimde aynı durumda. Sağlıkta hiçbir şey yok. Hizmet kalitesi giderek düşüyor. Kuyruklar uzuyor, randevular alınamıyor. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı yok” dedi Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hükümete açılan kredi düşüyor. Faiz artışının nereye gideceği bilim alanı değil, keyif alanına dönüştü. Bilimsel bir yaklaşım içinde değiller. Son 5 yılda orta direk çöktü. Kur farkı olarak bugüne kadar 700milyar lira ödendi. Bunun tamamını Merkez Bankası ödüyordu. Merkez Bankası da bu parayı ödeyebilmek için para basıyordu.”

“SAMİYET TESTİ”

İktidarın yıllardır yeni Anayasa’dan söz etmesine karşın bugüne kadar tek madde bile getirmediklerini anlatan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, şunları söyledi:
“Yıllardır yeni anayasa demelerine rağmen bugüne kadar tek madde bile getirmedikleri için açıklamalarında samimiyeti göremiyoruz. Biz, parlamenter sistemi ortaya koyduk. Anayasa değişikliği diyen mevcut Anayasaya uymuyor. Yeni Anayasa getirseler de, getirmeseler de bir şey ifade etmiyor.

“METAL YORGUNLUĞU NİÇİN ONUN İÇİN YOK?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Anayasa değişikliğinde yeniden Cumhurbaşkanı seçilmek isteyebileceği, bu konuda tutumlarının ne oyacağına ilişktin soruya, Babacan şxu karşılığı verdi:

“Herkeste metal yorgunluğu oluyor da bir tek kişide olmuyor mu? Bir kişinin bu kadar gücü kullanması ülke açısından da yanlış. Artık Türkiye’de değişim vakti geldi.”

SORULARI YANITLADI

Açıklamaların ardından Babacan, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

“Faiz artışının nereye kadar gideceğini tahmin ediyorsunuz?” sorusuna Ali Babacan, şu yanıtı verdi;

*Tahmin yapabilmek için elimizde veri olması lazım. Çünkü bu bilimsel bir alan. Merkez Bankası faizinin kaç olacağı ise bugün bilimsel değil, keyfi bir alan haline geldi. Faiz artışı kısa dönemli para kazanma alanına da dönüştü. Uluslararası yatırımcı bundan faydalanıyor, onlar için bizdeki enflasyonun bir önemi yok.

*Türk Lirası getiriye ve kur hareketlerine bakıyorlar. Fiilen kredi faizi yüzde 60’lara 70’lere çıktı. Bankalar faizi düşük gösterse de müşterisinden dosya parası istiyor, sigorta masrafı çıkarıyor ve aradaki farkı kapatıyor. Bu tip gir-çık türü finansal hareketlerin Türkiye’ye bir faydası olmaz. “Güven”, “öngörülebilirlik”, bunlar çok kilit kelimeler.

*Gelir dağılımı son beş yılda çok bozuldu, orta direk çöktü. Bugün Bilkent Üniversitesi’nde, TOBB Üniversitesi’nde bir çocuk okutmanın bedeli 300 bin TL. Eskiden Ankaralı memur bir aile buralarda çocuğunu okutabiliyordu, şimdi mümkün değil. Korkunç bir refah kaybı var ülkede. KKM ile birlikte 700 milyarı kur farkına ödediler, şimdi bunu Merkez Bankası ödüyor.

*Merkez Bankası bu parayı nereden buluyor? Para basıyor. Merkez Bankası’nın bu rakamları kur farkına ödediği bir ülkede enflasyonu düşüremezsiniz. Rahmetli Özal, vaktiyle söylemiş. “Bu ülkede enflasyonun sebebi DÇM’lerdir” diyor. Ta o zaman Türkiye’yi batırmış bir şeyi getirip ülkenin başına sardılar.

*Şimdi ekonomi yönetimi bu konuda konuşmak istemiyor, Merkez Bankası Başkanı siyasi sorulara cevap vermeyi doğru bulmuyor. Bu şekilde güven oluşmaz.

“ERDOĞAN DEVAM ETSİN Mİ?”

“Sistem revize edilirse ‘Erdoğan devam etsin’ der misiniz?” sorusuna Babacan, “İlke olarak bir kişinin bu kadar uzun süre görevde kalmasının son derece yanlış olduğunu düşünüyoruz. Artık bu ülkede değişimin zamanı geldi. Bu teklifi açıkça önümüze getirirlerse sıcak bakmamız mümkün değil” cevabını verdi.

İSTANBUL VE ANKARA SORULDU

“İstanbul ve Ankara başta olmak üzere muhalefet yine bir iş birliğine gider mi?” sorusuna Babacan, şu yanıtı verdi;

*Türkiye genelinde bir iş birliği değildi, iki partinin rakip oldukları iller de oldu. Yerelde bazı prensipler konusunda aynı noktada olmak lazım. Biz ne dedik, temiz belediyecilik dedik. “Bu doğrultuda bir manifesto yayınlayacağız” dedik.

*Bizim adaylarımız önce bu manifestonun altına imza atacaklar. Bunlar hiç konuşulmuyor, hükümet tarafında yolsuzluklar var da belediyelerde yok mu? Biz buna destek mi vereceğiz? ‘Tertemiz adaylar istiyoruz’ dedik il başkanlarımıza.

*O yüzden 3-5 belediye alacağız diye kimsenin yanlışına ortak olmayız. “Kendimiz seçime gireceğiz” diyip, İstanbul’da, Ankara’da adayımız olmayacak mı? Hiç konuşulmuyor, ama şu anda diğer siyasi partilerde de böyle bir iş birliğini kaldıracak bir iç psikoloji yok.

EMEKLİ MAAŞLARI

“Emekli maaşlarıyla ilgili daha etkin ne yapılabilir? Somut olarak… Eylemsel bir şeyiniz olabilir mi?” sorusuna da Babacan, “Emeklilik sisteminde zor bir hesap vardır. Enflasyon artı refah payına göre artması gerekiyor. Şu anda emekli maaşları bu kadar düşük kaldıysa gerçek enflasyon açıklanmadığı için. Sonuç alacağını bildiğimiz her şeyi yaparız, orada hiçbir sorun yok.” yanıtını verdi.

KILIÇDAROĞLU’NUN ADAYLIĞI

“Kemal Bey doğru aday mıydı?” sorusuna Babacan, şu yanıtı verdi;

*Biz adayı ‘Altıda altı mutabakat ile belirleyeceğiz’ dedik. Hatta ayın 2’sinde oturup aday belirleyemediğimizde ‘O zaman 5 imzayla açıklayalım, İYİ Parti sonra belki katılır’ denildi, ben ona itiraz ettim.

*Meral Hanım’ın gerekçesi partisinden yetki almamasıydı. ‘Partinizden yetki almanız ne kadar sürer’ dedim, ‘Hemen 1-2 günde alırım’ dedi. ‘O zaman pazartesiye kadar size vakit tanıyalım, beraber açıklayalım’ dedim.

*Yerel seçime doğru gidiyoruz. Üstünden de vakit geçti. İki belediye başkanı da muhtemelen yeniden aday olacağı için onları zor durumda bırakmak istemem.

*O günkü toplantıda CHP Genel Başkanı ‘İki belediye başkanı da bizim belediye başkanımız ve ben onların aday yapılmayacağını söyledim’ diyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x